Marmara Üniversitesi Resim-İş Eğitimi Bölümünden mezun bugün akademisyenlik ve sanat tarihi araştırmalarını Japonya’da sürdürmekte olan Selin Özdemir ile çevrim içi bir söyleşide bir araya geldik.
Söyleşide Özdemir’in Marmara Üniversitesi’ndeki öğrencilik ve öğretim görevliliği yıllarından Japonya’daki doktora ve araştırma sürecine uzanan akademik serüveni ele alındı. Türk ve Japon sanatı ile eğitim disiplinlerinin benzerlik ve farkları, kadının sanat tarihindeki hamilik ve üretim rolleri, Doğu estetiğindeki “Yūgen” ve “Wa” kavramları, tarihsel dönemler, eser fotoğrafçılığı ve arşiv kültürü üzerine duruldu.
Söyleşide öncelikle Selin Özdemir’in akademideki kendi rotasını nasıl çizdiği ve Japon sanatına yönelme süreci ele alındı. Özdemir, Marmara Üniversitesi’ndeki resim eğitimi sırasında bir yandan uygulamalı atölye üretimini sürdürürken, diğer yandan bu üretimi teorik ve akademik araştırmalarla desteklediğini belirtti. Yüksek lisans tezi döneminde kadın konusunu araştırırken Türkiye’deki literatürde Asya ve Doğu sanatına dair büyük bir boşluk bulunduğunu ve Japon sanatının araştırılmamış kapalı bir alan olduğunu fark etmesi, onun bu alana yönelmesindeki temel etken oldu. Özdemir, Japonya yolculuğunu başlatan bu kırılma noktasını ve sanat eğitiminde bakmanın önemini şu sözlerle açıkladı:
“Yüksek lisans tezimi yazarken kadın-figür ilişkisi çalışıyordum. Tüm dünyadan örnekler vermek isterken Asya sanatıyla kimsenin çalışmadığını, Japonya’nın tamamen kapalı bir kutu olduğunu gördüm. Biz resim bölümünde daha mecburen üretim kısmındayız ama bunu teorik derslerle de besliyorduk. Gördüğünüz, baktığınız şeylere çok iyi bakın. Bakmak, incelemek çok önemli.”
Söyleşide Özdemir’e Türkiye ve Japonya’daki sanat eğitimi ile akademik ortam arasındaki temel farkların neler olduğu soruldu. Özdemir, Türkiye’nin Doğu ve Batı sanatı arasında tarihsel bir sentez sunduğunu, Japonya’da ise akademik hayatın “gakka” adı verilen kurumsallaşmış topluluklar üzerinden ilerlediğini belirtti. İki ülkedeki akademik yapılanma farkını ve bu toplulukların işleyişini şu sözlerle açıkladı:
“Japonya’da sanat tarihi bölümleri genelde ikiye ayrılır: Uzak Doğu sanat tarihi ve Batı sanatı tarihi. Türkiye bu anlamda çok zengin ve çok kültürlü bir zemin sunuyor; çünkü hem Asya hem de Avrupa sanatından etkilenmiş bir yapıdan geliyoruz. Japonya’daki akademik sistemde ise belirleyici olan şey bir topluluğa (gakka) ait olma kültürüdür. Yüksek lisansa girdiğiniz andan itibaren kendi alanınızla ilgili bir akademik topluluğa girmeniz, sergilerinizi veya bildirilerinizi bu topluluklar çatısı altında gerçekleştirmeniz beklenir.”
Selin Özdemir’in temel araştırma alanı olan Türk ve Japon tarihinde kadının felsefi ve sanatsal rolü sorulduğunda, konunun tarihsel ve kurumsal boyutları ele alındı. Özdemir, kadının bir “sanat üreticisi” olarak sanat sahnesine her iki kültürde de geç katıldığını ifade etti. Ancak modern dönem öncesinde kadının, inanç sistemleri çerçevesinde bağışlar yaparak ve hamilik üstlenerek sanatın destekleyicisi konumunda bulunduğunu belirtti. Osmanlı ile Japonya arasındaki kurumsal farkı ve kadının bu tarihsel rolünü şu sözlerle açıkladı:
“Tarihin her döneminde kadın farklı şekilde sanatın içinde var olmuş. Japon sanatında, özellikle 6. yüzyıldan itibaren kadınların bağışladığı eserlerde inanç üzerine kurulmuş bir sistem var. Kadınlar daha çok sanatı üreten değil, destekleyen pozisyondaymış. Osmanlı tarafına baktığımızda vakıflar aracılığıyla bağışlar yapılırken, Japonya tarafında kadınlar daha bireysel bağışlarda bulunmuşlar. Kadın, maalesef sanat üretimine her iki ülkede de oldukça geç katılıyor.”
Söyleşide Batı, Türk ve Japon estetiğinin felsefi temelindeki yaklaşım ve form farkları karşılaştırıldı. Batı sanatında doğayı taklit etme (mimesis) ve gerçeği eksiksiz gösterme eğilimi bulunurken, Japon sanatında görünmeyeni hissettirme (Yūgen) ve uyum (Wa) anlayışının öne çıktığı belirtildi. Selin Özdemir, boşluk ve eksiltme üzerinden kurulan bu estetik dili şu sözlerle açıkladı:
“Batı’da olanı olduğu gibi gösterme çabası varken, Japon sanatında seyirciden biraz daha tahminde bulunması istenir. ‘Yūgen’ dediğimiz kavramda olduğu gibi, görünmeyeni anlatmak veya bir şeyi tam göstermeden düşünceyi aktarmak esastır. Resimlerde bilerek bırakılan boşluklar bize bu dünyadaki varlığımızla ilgili geçiciliği hatırlatır. Japonya’nın tarihsel isimlerinden biri ‘Wa’dır ve uyum anlamına gelir. Japon düşünce yapısında çatışma değil, kabul ve uyum esastır.”
Söyleşide, incelenen bu estetik ve tarihsel kavramların sahada nasıl karşılık bulduğu ve eser fotoğrafçılığı deneyiminin nesneye bakış açısını nasıl dönüştürdüğü ele alındı. Müze ve tapınaklarda yürüttüğü eser fotoğrafçılığının sanatsal nesnenin arka planındaki ayrıntıları okuma imkânı sağladığını belirten Selin Özdemir, nesneye derinlemesine bakma pratiğini ve belgeleme bilincinin sanat eğitimindeki önemini şu sözlerle açıkladı:
“Eser fotoğrafçılığı yaparken esere nereden ve nasıl bakmamız gerektiğini anlıyorsunuz. Bir heykele baktığımda sadece dümdüz bakmak değil; ‘Bunun muhakkak bir yerinde rengi kalmıştır, bir yerinde bir şey yazıyordur, içinde saklanmış bir mesaj vardır’ diye düşünüyorum. Fotoğraf çektikçe ve öğrendikçe eserin arka planındaki o ruhu daha net görebiliyorsunuz. Japonya’da da inanılmaz bir kayıt tutma kültürü var; 6. ve 7. yüzyıldan kalan tapınak kayıtlarında bir eserin kim tarafından, hangi dilekle yaptırıldığına dair tüm verilere ulaşabiliyorsunuz. Avni Hocamızın başlattığı ders BELGELİĞİ oluşumu ve belgeleme çabası da bu açıdan çok kıymetli. Bir şeyleri geleceğe bırakmak, bunun sürdürülebilir olması ve hafızanın aktarılması sanat eğitimi açısından büyük bir şanstır
Marmara Üniversitesi Resim-İş Eğitimi Bölümü ders BELGELİĞİ atölyesinde eğitim alarak akademik çalışmalarını Japonya’da başarıyla sürdüren Sayın Selin Özdemir’e, birikimlerini ve deneyimlerini bizlerle paylaştığı, sanat eğitimi ve arşiv kültürü üzerine bu değerli söyleşiyi gerçekleştirmemize imkân tanıdığı için teşekkür ederiz.
Moderatör: Selin Yağmur Sönmez
Söyleşiyi Gerçekleştirenler: Zeynep Nilüfer Kuşçu, Elif Aksakal
ders BELGELİĞİ
Yazar
Son Yazıları
Haber19 Eylül 2026Japon Sanatı ve Felsefesi Üzerine; Selin Özdemir ile Söyleşi
Haber26 Temmuz 2026ders BELGELİĞİ Söyleşileri – İzzet Eray Kılıçay
Eğitim5 Mayıs 202624. Belgelik Sergisi
Haber25 Nisan 2026ders BELGELİĞİ 18. Desen Yarışması









İlk yorum yapan siz olun