“Meşe, doğanın ağırbaşlı aristokratıdır.” (Henry David Thoreau)
Hız çağında yaşıyoruz. Haberler akıyor, başlıklar değişiyor; gündemler eskimeye vakit bulamadan yerini yenileri alıyor. Böyle bir dünyada bazı şeyler vardır ki aceleye gelmez; durup bakmayı, yavaşlamayı ister. Meşe ağacı, tam da bu yüzden benim için yalnızca doğanın bir parçası değil, zamana karşı sessiz bir duruştur.
Bu sayıda meşeyi merkeze alırken, okuru doğaya yalnızca bakmaya değil, onunla birlikte düşünmeye davet etmek istedim. Çünkü bazı ağaçlar gölge, bazıları meyve verir; meşe ise hız tutkusu içinde yozlaşan dünyaya yavaşlamayı, öze dönmeyi ve zamanın nasıl ayakta kaldığını hatırlatır. Anadolu’nun ve dünyanın farklı coğrafyalarında kök salmış meşe, doğanın sabır, direnç ve süreklilik üzerine kurulu düzenini yeniden anlamamıza vesile olur.
Bilimsel bilgilerin, kültürel hafızanın ve meşenin köklerinde saklı felsefenin iç içe geçtiği bu metinde, meşe; ekosistemlerin temel taşı, insanlık tarihinin tanığı ve geleceğe bırakılan canlı bir miras olarak karşımıza çıkıyor.
Sizleri hızdan bir anlığına uzaklaştıran bu yazıyla, doğanın en eski öğretmenlerinden biriyle yeniden tanışmaya davet ediyorum.
“Bir toplum, yaşlı adamların gölgesinde oturamayacağını bildikleri ağaçlar diktiğinde büyür.”
BELGELİK Ağaçları Gazetesi’ne ulaşmak için tıklayınız.















İlk yorum yapan siz olun